09 11 2009

"insan neyle yaşar? "

uzun zaman oldu ara vermiştim bloglamaya
yok hayır grev eylem vesaire yok :))
yok hayır kapris de yapmıyorum
ve hayır sizi silmedim sadece kendimi silerim ben..
kendimi çizerim
kendimi karalarım
kendimi paralarım ..bu konuda bencilim :)
****
son zamanlarda reklamlarda dönen bir soru bu
"insan neyle yaşar ?"
tevafuk benimde hayatımın bu dönemdeki sorusu bu
"ne" lazım bize yaşamak için ?
aslında soruyu sevdim neyle yaşar insan ..
cesaretle,
inançla
,erdemle ,
havayla,
suyla,aşkla demişler
unutkanlıklada yaşar insan ..
hani ilk anki acıyı ilk anki öfkeyi unutabildiği için belkide ..
ve umutla hep yarının başka bir gün olacağını düşündüğü için..herşeyi çözebileceği kandırmacasına şeksiz iman ettiği için
"insan neyle yaşar" cevabıda önemli ama girişi atlamış gibi ..
çıkışı ıskalanmış bi soru insanın neyle yaşayacağını sormadan önce "insan niçin yaşar ?" ı sormak lazım sanki hani nereye gittiğimi bilmezsem yanıma ne alacağımı nasıl bulacağım ..güzergah belli olmadan ...modern insan kıyafetini bile gideceği yere göre ayarlar ..bunun için saatlerce düşünen ve çabalayan arkadaşlarım var (isimleri yazıp mahcup etmek istemiyorum :)..ama illaki nereye sorusunu sormak lazım vede niçin

***
bilim kurgu filmleri korkutuyor beni
insan zihnini okuyan aygıtların bulunacağı günler..
bazen o kadar hızlı geçiyorki düşünceler zihnimden başım dönüyor toparlamaya çalışırken ..ve pişmanlıkları azalmıyor insanın yaşlandıkça ...
"zaman "demişti gülerek "sadece armutları olgunlaştırır"
şiddetle karşı çıkmıştım değişim kaçınılmaz demiştim gündüzler geceye ..tohumlar meyveye dönüyor neden insan değişmesin ..
ahh unutmuşum insan topraktan mamul toprak değiştirir ama kolay kolay kimyası bozulmaz neden tükettiğim günler bana tecrübe olarak geri dönmedi ..
neden çıkamıyorum bu kısır döngüden neden bozuyorum tövbelerimi..
***
son olarakinternet kullanmayı bıraktığım zaman diliminde mailler ve çevrimdışı iletiler gönderen arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim .
VESSELAM

24 09 2009

merhaba ve vakit tamam


Babamın dolabı bizim hayatımızı saklar sanki
..içinde faturalar ,tapular,saklanması gereken evraklar bitirilmiş kurslar okullar sertifakalar ,,
yeni alınmış bazı makinelerin kullanma kılavuzları.mektuplar .ve bi kaç hatıra eskiden atılan kartpostallar kullanılmayan saatler vesâire
******
ilkokulda saatim olmasını çok isterdim
bi kaç arkadaşımızda vardı ..bir kenar mahalle okulunda saati olan çocuklar şanslıydı..saat kıymetli bişeydi o zamanlar ..babam ihtiyaç varmı diye sorunca gözüm ister istemez bileğime giderdi ama istemezdim açıkça
çünkü şartlar belliydi..okul bitene kadar saat içimde bi ukde kaldı taki son gün müdür bey tüm okulun karşısında koluma takana kadar
artık ehemmiyeti yoktu çünkü okul kapanmıştı ..
o saati yaz tatilinde taş ile ezdiğimi hatırlıyorum ...
*****
yatılıda okuduğum yıllardı
babam erzurum'dan gelirken bana saat almıştı ..hemde sadece bana
normal şartlarda aynı hediyeden farklı renklerde hepimize birer tane alırdı
ama saat bana özeldi
elime alınca uçtuğumu hissettim kalbim yerinden fırlamıştı defalarca öptüm babamın sakallarını
o saat kimsede yoktu olamazdıda ..
içi yeşil camı çok kalın büyük hatta o zamana kadar gördüğüm en büyük saatti ..içinde rakam yoktu çizgiler vardı sadece rakam yerlerinde ..6 nın yerinde ise bir kırmızı bir kalp kenarları taşlarla süslüydü ...en güzel saat benim saatimdi ..saplarıda yeşildi ve kalındı ince bileğimden düşme ihtimali yoktu ..kursta arkadaşlar çok beyenmişlerdi ..
bazen saati alıyorduk gözlerimize yaklaştırıp kipriklerimizi sayıyorduk camı kalın olduğu için çok güzel gösteriyordu ..
sonrasında çok saatim oldu işin ilginci hepsi hediye idi saatlerle ilgili hatıralarımda çok
ama en çok heycanlandıran ve değerli olan bu yeşil saatim
bugün buldum babamın dolabından .
bana sanki bişey demek istiyordu ..

"Tam...........yıl saatim işlemiş ben durmuşum,
gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum"

artık toparlanma ve gitme zamanı

20 09 2009

Hayırlı Bayramlar


Dedim ki bayram kandırmacadır ..
Elimizden çıkan ramazan-ı Şerif ayının acısını unutturma çabası ..
"dünyada bunca zulüm varken bayram mümkün mü?" diyenlere
Bayram bizim için eğlenme zamanı dilimi değildir
biz bayramları sıla i rahim için fırsat
büyüklerin ellerini öpüp duasını almak için vesile
çocukları sevindirmek için aracı yaparız..
Dolayısıyla bayram mümkündür ..
hepinizin bayramını kutluyor hayırlara vesile olmasını Cenab-ı hak'dan niyaz ediyorum ..vesselam ..

18 09 2009

fecr..

15.
Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa
ve nimet verse:
"Rabbim bana ikramda bulundu" der.
16.
Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa:
"Rabbim beni hor kıldı" der.
fecr suresi

16 09 2009

HAŞR SURESİ

18 -
Ey inananlar,
Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

19 -
Allah'ı unutup da Allah'ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın onlar, yoldan çıkan kimselerdir.

13 09 2009

casiye 23!!

Arzularını kendine ilah edinmiş
ve Allah'ın kendisini bir bilgi üzere saptırdığı,
kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü?
Artık onu Allah'tan sonra kim doğru yola iletebilir?
Yine de düşünmüyor musunuz?
casiye suresi 23. ayet

25 08 2009

SULTAN GELDİ


18 08 2009

aşınmış insanlık

sorun ne ?
diye düşünürken
eksiği buldum islam zerafeti
insanın muhtaç olduğu şey biraz tebessüm ve nezaket
inanın paradan daha önemli bu
dinin fakültesini okumuş !!ama bunu idrak edememiş zerre kadar hisse almamış zatlarda buldum bunu
"soluk soluğa odanıza giren bir bayana yer göstermek incilerinizi dökmez baylar "
"hayatından bezmiş suratlarınızı görmek benide mutlu etmiyor inanın "
hayır yazıklar olsun bana ,
söyleyemedim bunu size
kelimeleri sıraladım kafamda en ufak saygısızlık yapmadan
söylemem gerekirdi olmadı..
olmuyor işte bizde mümin cesareti yok mümince çıkıp bu yanlış diyemiyoruz..
hep eksiğiz öyleki bazen sınırı aşıp insani hasletlerdende feragat ediyoruz ,aşınıyoruz çarkın içinde ,pörsüyor ruhlarımız, kararıyor
vesselam

13 08 2009

kelimeler

hiç biri bana ait değildi
çalıntıydı cümlelerim
şairlerden kırptım, kitaplardan arakladım
ilk çaldığımı hatırlıyorum
"baba "demiştim çok anlaşılmamıştı ..
narkozun etkisi geçerkende ağzımdan çıkan bu olmuş "baba"
dilime tesbih oldun baba
annem belli etmesede kıskanıyor olmalı

şimdi yeni kelimeler beliriyor zihnimde
yeni ve bana ait

en yüksek sesle dostuz narası atanlar
en büyük gürültüyle ayrılırlar
dostluğun özünde sukunet vardır
dinmiyor öfkeleri
çürük elma muaamelesi yapıyorlar gidenlere
zaten kötüydü zaten kusurluydu diyorlar
teselli buluyorlar
bunu anlayamıyorum
bu öfkenin izahı yok bende
kelimelerim kısır kalıyor

11 08 2009

uyuma


elimde tahlil sonuçları koşturuyorum ordan oraya
herkez birbirine havale ediyor
en son gösterilen odaya giriyorum
bir bayan doktor masada az ilerisinde bi hemşire ..doktorun gözü önündeki kağıtlarda
hemşire başını kaldırmış tepeden bakıyor yüzü asık meraksız umursamaz
..elimdeki kağıtları uzatıyorum "vakit doldu" diyor "yarın gelin "
"nasıl yani "diyorum "ama "diyecek oluyorum "vakit doldu dedimya yarın erken gelip sıraya girin diyor "
bütün hemşirelerden nefret edicem galiba
ayağa kalkıyorum "lütfen beni anlayın lütfen ..
zaten çok erken vakitte geldim olmuyor bir türlü ..
evde hastam var bakmak zorundayım ..
bakın şu tahlilllre ve söyleyin neyim olduğunu ..lütfen bana yarın gel demeyin ..sadece bi kaç dakikanızı alır "diyorum ağlamaya başlıyorum
doktor başını kaldırıyor
elini uzatıyor ..
annem sesleniyor kalkmıyacakmısın daha
uyanıyorum ağlamaya devam ediyorum
kahvaaltı hazırlanmış
aç olmam gerekirdi ama zorluyorum bi kaç lokmayı babam üzülmesin diye
yüzüme bakıyor babam "ne oldu" diyor ..
annem giriyor "penceresi açık uyumuş demiştim al üstüne pikeyi diye dinlemedi beni "
haklısın anne dinlemedim seni
bütün dönüşlerimde bütün pişmanlıklarımda bu var
seni dinlemedim anne
ahh ki ah dinlemedim seni
şimdi uyanık kalmam lazım anne
uyursam o asık yüzlü hemşireye yalvarmak zorunda kalıcam sanki

10 08 2009

karmakarışık

gizlemeye çalıştıklarımız en fazla dikkat çeker
örtmeye çalıştıklarımız merak uyandırır
"karmakarışıksın" dedi bana
oysa çok netti söylediklerim
hep veririz bi falso, zaten hiç tamtekmil yaşayamadık ..

annem sarsıyor uyanıyorum
kitaplarımı gösteriyor gözleri ile
gözleri ile halleder işini annem ,gözleri ile kızar
gözleri ile döver
gözleri ile sever
daha konuşmadan "tamam " diyorum


beceremedim hayatın kurallarına göre yaşamayı
bıraktım inadı
yine olmadı
adım attım olmadı
geri çekildim olmadı
ne kendimden vazgeçebildim nede ideallerimden
ikiside tam olmadı
karmakarışık oldu herşey
ve bu o kadar belliki
çok uzaktan belli oluyor

ve kapı çalıyor annem sesleniyor
kız ismi soruyorlar doğacak çocuklarına

isimler geçiyor aklımdan hepsinden bir darbe yiyorum
hepsini ihmal ediyorum
hepsine ihanet ediyorum
hepsi vicdan azabı
bilmediğim isimler bulmam gerek

"çay demledim" diyor babam "gel içelim"
onun demlediği çay çok keyiflidir
ne kadar üzüyorum babamı hergün
offf
biraz uyumam gerek
uyumak iyi gelicek

09 08 2009

uyusam geçicek

çok sık başı ağrıyan biri değilim
buna rağmen uyuşukluk var sanki başımda
ışıklara tahammül edemiyorum
bazen sesler bile yoruyor zihnimi
gözlerimi zorluyorum kulaklarımı kapatarak uyumaya çalışıyorum yastıklar bastırıyorum yüzüme ..

gözlerimi açtığımda vaktin ilerlediğini düşünüp hayıflanıyorum oysa saat henüz dolmamış
kitaplık takılıyor gözüme .. geçiyorum önüne düzenleme yapmam lazım ..
boy sırasına göre koyuyorum hepsini sonra vazgeçiyorum
yazarlara göre sıralıyorum en sevdiğim yazarları en öne koyuyorum hemen ulaşabilirim böylece ..olmuyor beyenmiyorum
imzalıları ayırıyorum ...
hediye olanları başka tarafa ..
onunla konuştuğumuz kitaplar geliyor hayalime ..sol omuzumdan bi sancı giriyor ...
uyumam gerek gözlerimi hemen kapatmalıyım .

annem yemeğin hazır olduğunu söylüyor kapıdan ...gözlerimi aralayıp bakıyorum kitaplık iyice dağınık ...
türlerine göremi dizseydim ..ders kitapları işi bozan ..şekilleri hiç uygun değil kitaplıklara
onları kaldırsam mı ...sonra vazgeçiyorum böyle kalsınlar.. ..
okumak için alıyorum birini
daha ilk sayfada kapanıyor gözlerim
uyumam lazım
uyumak iyi geliyor

06 08 2009

okumalıyım

ne kadar uzak kaldım senden
elimdeydin hep oysa
nasıl girdi aramıza bu görünmez mesafe
neden bıraktım seni düşünmeyi

şimdi nasıl telafi edilir bunca zaman
şimdi nasıl bulucam o manayı
nasıl çıkarıcam aklımdaki gereksiz bilgileri
kalbimi fetheden teferruat ilgileri

04 08 2009

son-lu hayat

Baştan beri idrak edemediğim buydu
başlayan herşey biter
gelen herkez gider
Kaybetmek kaçınılmaz
ayrılmak zaruridir
*******
çok yakın değildik ama evlerinin ışıklarını görebilmek teselli ediyordu beni
**
hergün yaşadığım sonbahar
hergün bir dalım kırılıyor
hergün bir yanım acıyor
*****
Kalbin neden sınırı yok
neden sevgiler bu kadar mantıksız
neden çocuklara söylediklerimiz hep yalan
"geçicek" diyoruz "acımıyacak daha fazla"
oysa artacak bu acı
büyüdükçe alışacaklarıda yalan
alışmak acıyı azaltmıyacak.
******************
tanrım sen söylemiştin son-lu diye oysa ben okumadım
tamam okudum ama anlamadım
anladım ama idrak edemedim
yine okudun
tekrar takrar
şimdi yüzüme çarpıyor bu hakikat
son-lu
*************
bilinçlimi söylüyordu o şair
her konuşmasının başında ve sonunda
"bidayeti olan herşeyin bir nihayeti vardır "

22 07 2009

neden ?-2


çünkü anlaşılmaz yaşamak daha cazip sanki
çünkü anlaşıldığınız zaman daha çok kahrediyorsunuz
çünkü neden hala çözüm bulamadım diye yakınıyorsunuz
çünkü anlaşılmaz olunca daha kolay afffediyorsunuz daha tepeden bakıyorsunuz olaylara

diyalog kurmak benim neyime